MATEMATİK ZOR BİR DERSTİR DEMEK YASAK !!!
Merhaba dostlar !..
Bu gün 9 mayıs 2008 cuma , nisan ayının başından beri geç vakitlere kadar yoğun bir çalışma ( 2 gün hiç uyumama ) sonucunda dün akşam eve geldim. Vücudumda bir yorgunluk ve halsizlik hissederek uzandım ve eşimden çay yapmasını istedim.Biraz sonra haydi çay hazır dedi.Ama benim üzerimdeki kırgınlık ve yorgunluk hissi devam ediyor.Eşime, yorgunluğuma iyi gelir diye yaptırdığım çayı içemeden erkenden yatmak zorunda kaldım.
Sabah 04.30 dolaylarında tekrar kalktım ama o kırgınlık hala devam ediyor ve hava da mayıs ayına göre çok serin biraz da üşüyorum.Öyle ağrı kesici haplarla aram çok iyi olmadığı halde eşimden bir hap istedim.Bir kaç yudum hap altı bir şeyler atıştırıp ağrı kesici hapı yuttum.
Birden aklıma ”matematiğin zorluğunu veya kolaylığını ifade edişimizin yanlışlarının”
öğrencilerimize, çocuklarımıza verdiği zararı anlatan bir yazı yazma düşüncesi geldi.Önce kendi kendime ”Bırak son yazarsın, zaten hastasın.” dedim.Ama içimden başka ses ”Ülkende bir çok genç ve çocuk bu yanlış düşünceler yüzünden zara görüyor, sense ufak bir vücut kırgınlığını bahane edip yatmayı düşünüyorsun.Ya aklına gelenleri sonra unutursan vebal altına girersin.” dedi.Bu ikilem arasında oğlumun kışlık montunu giyip bilgisayar başına oturdum.Yazı yazmaya başlayınca da biraz açıldım.
Yazının başında ”Matematik dersine zordur demek yasaktır” ifadesini söyleme hakkını nereden alıyorsun derseniz.Çünkü bana göre ”Matematik Dersi Zordur.” ifadesi gibi ”Matematik Dersi Kolaydır. ” demekte yanlıştır.Bu ifadeler resmin bütününü algılamamıza engel oluyor.Bu ifadeler şuna benziyor. 10 katlı bir apartmanın önüne gelip ”Bu apartmanın10 katına çıkmak kolaydır veya zordur.” demek gibidir. Ama şöyle dersek iş değişir.”Bu apartmanın 10. katına merdivenle çıkmak zordur ama aynı yere asansörle çıkmak çok kolaydır.” Yani kurduğumuz cümlelerde resmin bütününü ortaya koyup ona göre cümle kurmalıyız.
Cümleyi ”Matematik dersini yıllardır dedem zamanından kalma bayatlamış, modası geçmiş ezberci yollarla öğretmek ve öğrenmek çok zordur.” şeklinde kurarsanız bu cümlenin altına ”Çok doğru” diyerek 100 tane imza atabilirim.”Matematik dersi kolay bir derstir.” ifadesini de ”Matematik dersi işini çok iyi bilen ve seven öğretmenler tarafından ezberciliğin dışına çıkarak ilginç yöntem ve yollarla öğretilirse kolay bir ders haline gelir.” derseniz bu cümlenin de altına ”Çok doğru ” diye 100 tane imza atabilirim.
Mesela ben bir sınıf öğretmeniyim bu yüzden daha çok ilk okul matematiği üzerinden örnek vermem doğru olur.Bana ” Hocam, matematik dersi bana çok zor geliyor.” diyen anne-babalara ”Haklısınız, sizin yöntemlerinize göre hakikaten zor ama benim kullandığım yöntemlere göre ise hem zevkli hem de kolay diyorum.Ders aynı ders fark nerede sorusuna ”Karşınızdaki matematik dağına siz bir dağcı gibi tırmanmaya çalışırken ben aynı dağa uzun yıllara dayanan tecrübe ve deneyimlerimle yaptığım ”Matematik teleferikleriyle” hiç zorlanmadan ”Matematik dağına” ulaşıyorum diyorum.Sizlere soruyorum,”Uludağa kyak yapmak için giderken tırmanmayı mı yoksa teleferikle ulaşma seçeneğini tercih edersiniz.
Şimdi ”Matematik Dersi ” ile ilgili şu gerçekleri de ifade edelim.
Dersi ve öğretmenini seven için ”Matematik Dersi” kolay iken sevmeyen için zordur.
Temeli sağlam bir öğrenciye matematik dersi kolayken temeli iyi olmayan öğrenci için zor bir derstir.
Formüllerin mantığını kavramış bir öğrenci için kolay bir ders olan matematik formüllerin mantığını bilmeyen ”Formül Ezbercileri ” için çok zor bir derstir.
Sistemli çalışan bir öğrenci için kolay olan matematik dersi, sınavdan sınava ders çalışan bir öğrenci için hakikaten zor bir derstir.
Olumsuz ön yargıları olan bir öğrenci için zor olan matematik olumlu düşünen kimseler için o kadar zor değildir.
”Hocam, madem bunları biliyordunuz da şimdiye kadar neredeydin?” derseniz ben de ”Matematikle ilgili yeni öğretme yöntemleri araştırmayan, matematik dersinin zorluğunun anlatıla anlatıla beyinlere yıkıcı bir virüs gibi çöreklenmiş bu yanlış düşüncelerin etkisinden
kurtulup ”Haaaaayıııııır, Haaaaayıııııır !Lütfen matematiğe iftira atmayııııııııın !Problem matematikte değil o yıllardır yenilemeyi düşünnediğiniz ilkel düşünce ve yöntemlerde.” diyebilecek seviyeye gelmem yıllarımı aldı.
Ama şimdi rahatlıkla haykırabilirim.Eeeeeeeeyyyyyyyyyy, problemi öğrencilerin zekalarında felaket tellalları artık bu virüslü düşüncelerinizi pırıl pırıl zeka fışkıran bu Türk
çocuklarına bulaştıramayacaksınız.Çünkü artık bu virüslü düşünceleri bir bir temizleyecek
anti-virüs proğramları olan başkanlığını güzel insan ”Basri KÖSELER” hocam liderliğinde
”Matematiği Sevdiren Adam- Necip GÜVEN ” inde ekipte yer aldığı ”Çılgın Matematikçiler Birliği ” çok yakında kuruluyor.
Bireysel olarak çözülmesi imkansız olan ”Türkiye’deki matematik fobisinin nasıl çözülmeye başladığını hep birlikte göreceğiz.”Çevrenizde ”Boş ver, onlar şarlatan bu işi çözemez.” diyen birisini duyarsanız bize bildirin.Noter masrafları bizden olmak şartıyla o kişinin ”Bunlar bu işi çözemez.” ifadesini yazılı olarak kayda geçirmeyi düşünüyoruz.Çünkü ”Söz uçar, yazı kalır.” Tabii bizde aynı noterde ”Türkiye’deki matematik fobisini (Çılgın Matematikçiler Birliği ) ekibimizle çözeceğimizi yazılı olarak kayda geçireceğiz.
Kuru laflara karnımız tok, cesareti olan varsa kenarda , köşede konuşmayıp erke gibi ortaya çıksın.Hem böylelikle tarihe de geçmiş olacaklar. Bu gün hayatımızın bir parçası haline gelen buluşlar da ilk çıktığında hem de koca koca kariyerli insanlar tarafından alaya alınmıştı.O buluşları alaya alanlar tarihe geçti. Şimdi hayatımızın bir parçası olan buluşları alaya alanları bir görelim bakalım….
*Radyonun geleceği yoktur.(İskoçyalı Fizikçi Lord Kevin)
*İcat edilecek her şey icat edildi.Artık yeni icat edilecek hi,ç bir şey yok.(1899-A.B.D. Patent Dairesi Başkanı Charles Duell)
*H.G.Wels, 1901 ‘’Denizaltıların savaşta mürettebatın boğulması dışında ne işe yarayabileceğini anlayamadım.
*1903 yılında Henry Ford’un kredi talebine banka müdürü’’Otomobil geçici bir hevestir.Atlar her zaman kullanılacaktır.
*1.Dünya Savaşında (1911 yılında ) Fransız Mareşal Ferdinand Foch’’ Uçaklar hoş oyuncaklar ama askeri bir değerleri yok.’’ demiş.
*1927 yılında Harry Warner ‘’Artislerin konuşmalarını kim duymak ister ki?’’ demiş.
*Twentieth Century Fox’un başkanı Daryik Zanuck 1944’te ‘’Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir.İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemezler.’’ demiş.
*1949 yılında Popular Mechanich dergisinde yayınlanan bir yazıda ‘’Bilgisayarların gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar.’’ şeklinde yazılmış.
*Digital Equipment Corpun patronu Olsen 1977 yılında ‘’İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için bir neden göremiyorum.’’demiş.
*************************************
Evet, bu iş olmaz diyen babayiğitleri ”Çılgın Matematikçiler Birliği ” olarak Notere davet ediyoruz.
Son söz olarak gençlere seslenmek istiyorum.Ey güzel geleceğini müjdeleyen sevgili gençler ! Siz, yıllardır beyinlerinize boca edilmiş virüslü düşünceler sonucunda bir tavuk gibi ürkek , korkak sinmiş halde yaşadınız.Yeter artı demenin zamanı gelmedi mi daha?Siz bir tavuk değil ihtişamlı kanatları olan bir kartalsınız.Eğer şüpheniz varsa bunu ispat etmeye hazırım.Hocam anladıkta siz bunu nereden biliyorsunuz derseniz ” kendimden” diye cevap verebilirim.(Bu arada size şunu söyleyeyim.Şu anda kendimi dinliyorum da yazıya o kadar motive olmuşum kiyazıya başlarken var olan vücut kırgınlığımın kayboduğunu hissettim.)
Ben de 7 Mayıs 1999 yılına kadar ( yaş o zaman 44 şimdi 53 ) yıllarca ” Tavuk gibi yaşamış bir kartaldım.” ( Öğrencilik hayatımı incelerseniz bunu daha iyi görebilirsiniz.) 7 Mayıs 1999
tarihinden sonra kartal gibi uçma dersleri almaya başladım.Bir çoğunda da başarısız oldum ama pes etmeden yoluma devam ettim. 2000 yılında bir arkadaşım Mega Hafızanın sahibi ”Melik Safi Duyar” ın hafıza setlerini tanıtan bir broşür verdi.O setleri almak yaz tatilinde o setleri almak için Ankara’ya gittim. Maaş gününe de bir gün vardı.Tüm setleri almak için param yetmedi.Paramın yettiği kadarını da almak işime gelmedi. O geceyi Ankara’da geçirdim.Gece olduğunda otel ücretini sormak için bir otele gittim.İstenen otel ücreti (eşi çalışmayan tek maaş bir öğretmen) pahalı geldiği için bir baraka kenarında yarı uyur yarı uyanık sabahı ettim.Paramın eksiğini maaştan tamamlayarak ”Melik Safi Duyar’ ın tüm hafıza setlerini aldım.Bu setleri ve setlerde bulunan kasetleri inceleyince kendimi ve öğrencilerimi ”Adeta yeniden keşfettim. Öğrendiklerimi uygulayarak öğrencilerle birlikte ”Eskişehir Kanal 26 T.V’de” hafıza gösterisi yaptım.
Daha sonra Kütahya’da yeğenimle aynı gösterileri (en son 200 nesneyi sıralarıyla ve karışık, tarihi olaylar kronolojisinin hepsini hafızaya alma) yaptık.Bir ara şimdi Eskişehir
Tepebaşı Belediyesi hesap işlerinde çalışan yakın arkadaşım Mehmet Diner’in büyük kızıile oğlunu 20 saatlik hafıza eğitiminden sonra Kütahya’daki Kanal 43 T.V ‘de 100′lü hafıza gösterisine çıkardım.Tüm Eskişehir ve Kütahya o zaman bu gösterileri izledi.Onlar bu çocukları çok zeki ve harika çocuklar gibi gördü.Aslında bizim yaptıklarımızı aynı eğitimden geçirdikten sonra onların çocukları da yapabilirdi.
Hafıza setlerini inceledikten sonra ”Mega Hafıza” sahibi ”Melik Safi Duyar” la görüşmeyi kafaya koymuştum.Telefonla ”Mega Hafıza’yı aradım ve telefondaki görevliye talebimi iletmesini söyledim.Daha sonra ”Melik Safi Duyar ” Bey o yoğun proğramına rağmen bana görüşmek için randevu verdi.Randevu günü Ankara’ya giderek ”M. Safi Duyar”la görüştüm.Şimdiki çalışmalarımın başlangıcı olan projelerimden bahsettim. O da projelerimi mantıklı bularak çalışırsam başarabileceğimi söyleyerek bana moral verdi.Yeri gelmişken ”Melik Safi Duyar” beye bana yapmış olduğu katkılardan dolayı tekrar çok , çok teşekkür ediyorum.İyi ki varsın hocam ! Yaptığın çalışmalardan dolayı Allah senden razı olsun….
Bu günlük bu kadar sohbet yeter, saat 9.00 olmuş.Eşim kahvaltı hazır gel diyor.Bu arada eşime ve çocuklarıma da teşekkür ediyorum.7 mayıs 1999 tarihinden beri çalışmalarından dolayı eşlik ve babalık görevlerini ihmal eden bir çatlağa sabır ettiler.Bu çalışmaları yoluna koyduktan sonra ”Yerine getiremediğim eşlik ve babalık haklarından dolayı helallik istemem
gerekecek.Helalleşmek biraz zor olacak ama sizler de yardımcı olursanız belki affederler.
9 Mayıs 2008 Eskişehir / Necip GÜVEN / Eşi, çocukları ve vatan sevgisi arasında kalmış bir deli.Ne yapalım geleceğimizi kurtarmak için bazı delilerin çıkıp bu çalışmaları yapması gerekiyordu. Oğuz SAYGIN hocam ilk tanıştığımız yıllarda yapılması gereken bir iş var ,
siz bunu biliyorsunuz.O zaman bu işten geri duramazsınız.Hemen işe koyulup
”BEN DEĞİLDE KİM ?
ŞİMDİ DEĞİLDE NE ZAMAN ” demelisiniz demişti.
Bende ”Oğuz Hocam” ban öğrendiklerimin çoğunu siz öğrettiniz ama ben sizin öğrenciniz ”Necip GÜVEN” olarak daha büyük projelere imza atacağım demiştim.Sözüm söz hocam.
Beni geçmek için çok çalışmalısınız hocam çoooooooooooook !!!
Bana öğrettikleriniz için size de selam olsun !
Allaha Ismarladık dostlar ! Gitmeliyip yoksa hanım sofrayı kaldırırda aç kalırız sonra!.